Örgütlenme ve Birliklerimiz
Cebar
Gölyazı geleneğinde bu tür birlik ve kurumsallaşmış oluşumlar hemen hiç
yoktur. Bildiğim kadarıyla 1970 lerde bir Köy Koop kuruluyor o da tıpkı
bu gün olduğu gibi kısır çekişmelerle bir faaliyet göstermeden kapanıyor
(Gölsağ birliğin sonunun köy koop’a benzemeyeceğine inanıyorum). O günden
günümüze kadar herhangi bir ortak birlik ve kurum olmadığı gibi birkaç kişi
arasında basit ticari ortaklıklar bile gerçekleşmemiştir.
Birlik kültürümüzün olmadığını bu geçmişten gelen gelenek ve örnekleri
vererek bugünkü birliğe karşı olan eleştiri ve ayak diremelerin sebebini
anlayabiliriz. Geleneğinde bu tür kurumların olmadığı toplumlarda değişimi
kabul ettirmek kolay değildir.
Gölyazı 1970-1980 li yıllarda eğitim ve kültürel anlamda aydınlanma dönemine
geçmiş ve bu dönemin gençleri oluşturdukları entelektüel birikimlerini
bugün söz konusu olan birlik ve benzeri oluşumlarla artık somut gerçeğe dönüştürme
gayreti içindeler. Bu gayretlerini takdirle karşılıyorum.
Günümüz dünyasında sivil toplum kuruluşları artık demokrasinin olmazsa
olmaz unsurlarıdır.
Demokrasilerde insanlar, sorunlarını birey olarak değil , mensubu oldukları
herhangi bir sendika, meslek örgütü, dernek, birlik gibi kurumlarla daha
etkin çözebiliyorlar. Bir demokrasinin gelişmişlik ve işlevsellik düzeyini
oradaki sivil toplum kurumlarının sayısından anlamak mümkündür. Bügün dünyanın
en gelişmiş demokrasisi olarak kabul edilen İsveç’te bir insanın ortalama
beş tane derneğe üye olduğu söyleniyor.
Kısacası;
Birlikten güç doğar, kuvvet doğar. Ne kadar çok birleşirsek sorunlarımıza
o kadar kolay çözüm buluruz.
Efendim birlik yönetimindeki kişiler için; Yetersizmiş, halkını sömürüyormuş,
ailesine bakmıyormuş, sicili temiz değilmiş, menfaat için orada bulunuyormuş,
reklamını yapmak istiyormuş, Gölyazı ya hiç gitmezmiş gibi bir çok eleştiri
yapılıyor. Yani geleneğinde bu tür birlikleri yaşatmayan huyumuz burada da
depreşiyor. Bu eleştiriler doğru olabilirde olmayabilir de. Önemli olan bu
insanların böylesine toplum yararına olan ve tamamen gönüllülük esasına
dayalı bu güzel çabalarına engel olmamalıyız. Birliklerimizin elbette tüzükleri
var ve bu tüzüğü belirleyen üyelerdir. Tüzükte yönetim kurulunun seçimi
bellidir. Eğer bizler yönetimdeki kişilerin çalışmalarını beğenmezsek
seçim kararı alır o yönetimi değiştirip çalışacağına inandığımız
başka kişileri yönetim kurulluna seçeriz.
Kuruluş aşamasındaki bu dernekler, için yapılan eleştiriler zamansız ve
erkendir. Hem eleştiriyi kişiler üzerine yapanlar için demezlerdi ‘’sen
daha iyisini yaptın da engel mi olundu’’.
Eleştirilerin ne kadar yüzeysel olduğunu hiç kimsenin faaliyetler ve tüzükler
hakkında eleştiri yapmadan tamamen kişiler üzerine yoğunlaşmasından
anlamak mümkün. Halbuki bu birlik ve derneklerdeki kişiler geçicidir. Kalıcı
olan kurumun kendisidir.
Yurt dışında olsun memlekette olsun tüm hemşerilerimi birlik ve
derneklerimize üye olmasını, sahip çıkmasını, desteklemelerini ve
denetlemelerini rica ediyorum. Unutmayalım ki toplumların gelişmişliği ,
sahip oldukları kökleşmiş kurumları ve örgütlülükleri ile ölçülür.
Derneklerin yönetimindeki arkadaşlara sesleniyorum
Eleştiriler olacaktır, bu eleştirilerden ilham alarak en iyisini yapma yarışına
girin. Toplumumuz böyle derneklerden yoksundur. Lütfen bu ilk çabayı boşa
çıkarıp halkımızın yeşeren umutlarını söndürmeyin. Yukarıda sıraladığım,
sizlere yöneltilen eleştirileri umarım boşa çıkarırsınız.